EKSİ25HABER / ERZURUM - Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'nın 1 Ekim 2025 tarihli yayınladığı, sahte belgeyle mücadele strateji raporunda, sahte fatura ( Naylon fatura) ile mücadele etme noktasında önerdiği mevzuat değişikli ile gündeme gelen; iletişimin kayda alınması, tespiti, izlenmesi, teknik araçlarla takip, gizli soruşturmacı görevlendirilmesi gibi Ceza Mahkemeleri kanunundaki önlemlerinin, vergi kaçakçılığı suçları bakımından uygulanır hale getirilmesi talebi mükellefleri tedirgin etti. Mükelleflerin; " bu mevzuat değişikli olduğu takdirde, sahte fatura var mı, kullanıldı mı, düzenlendi mi diye kişilerin telefonlarının veya diğer iletişim araçlarının dinlenmesi, takip edilmesi mümkün hale gelebilecek." diye eleştirdiği değişiklikle ilgili Uluslararası Ticaret Hukuku Uzmanı Avukat Ebubekir Elmalı, Usta Gazeteci Sinan Özçaylak'a konuştu.
İşte bir solukta okuyacağınız o röportaj;
Sinan ÖZÇAYLAK : Vergi kaçakçılığıyla ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelede daha etkili araçlara ihtiyaç olduğu söyleniyor. Telefon dinleme yetkisi bu kapsamda düşünülmüyor olabilir mi?
Av. Ebubekir ELMALI : Devletin vergi kaçakçılığıyla mücadele etmesi meşrudur. Ancak meşru amaç, gayrimeşru araçları meşru kılmaz. Telefon dinleme bir idari denetim aracı değildir; ceza muhakemesinin istisnai tedbiridir. Vergi incelemesi gerekçesiyle dinleme, hukuk devletinde kabul edilemez.
Sinan ÖZÇAYLAK : Ama sonuçta bu da yapılacak mevzuat değişikliğiyle bir “kanun” olacak. Meclis’ten geçerse hukuki olmaz mı?
Av. Ebubekir ELMALI : Her kanun hukuka uygun değildir. Kanunlar da Anayasa’ya bağlıdır. Anayasa Mahkemesi’nin defalarca vurguladığı gibi, haberleşmenin gizliliğine müdahale kanunla yapılabilir ama keyfi yapılamaz. Yargısal denetimi devre dışı bırakan bir düzenleme, kanun olsa bile Anayasa’ya aykırıdır.
Sinan ÖZÇAYLAK : Dinleme yine bir şekilde denetlenecekse sorun nerede?
Av. Ebubekir ELMALI : Sorun, kimin denetlediğinde.
İdarenin kendi talebiyle, kendi şüphesiyle ve fiilen kendi denetimiyle dinleme yapması, yargı güvencesinin ortadan kalkmasıdır. Anayasa Mahkemesi ve AİHM, bu tür “idari denetimli dinlemeleri” açıkça ihlâl sayıyor.
Sinan ÖZÇAYLAK : Bazı ülkelerde mali suçlarla mücadelede daha geniş yetkiler var deniliyor. Siz Uluslararası Hukukçusunuz gerçekten öyle mi?
Av. Ebubekir ELMALI : Doğru; ama o ülkelerde:
• Yetkiler çok dar tanımlıdır,
• Bağımsız hakim kararı zorunludur,
• Denetim mekanizmaları şeffaftır.
AİHM’nin Zakharov kararında açıkça söylediği şey şudur:
“Geniş, muğlak ve kötüye kullanıma açık dinleme yetkileri demokratik toplum düzeniyle bağdaşmaz.”
Sinan ÖZÇAYLAK : Sonuçta vergi kaçırmak ciddi bir suç. mevzuat değişikliğiyle ilgili bu eleştiriler, hükümetin suçla mücadelesini zayıflatmaz mı?
Av. Ebubekir ELMALI : Tam tersine, güçlendirir.
Suçla mücadele, hukuka uygun yapıldığında güçlüdür. Hukuk dışına çıkıldığında, elde edilen delil de, kurulan sistem de çöker. CMK 135 varken, yeni ve tartışmalı yollar aramak, devlete güç kazandırmaz; devlete zarar verir.
Sinan ÖZÇAYLAK : Biraz da abartılıyor olabilir mi? “ İstanilen herkes dinlenecek” algısı gerçekçi mi?
Av. Ebubekir ELMALI : Hukukta mesele “herkes dinlenir mi?” değildir. Mesele, dinlenebilir mi? sorusudur.
Eğer bir kişi, “şüpheli mükellef” gibi geniş bir tanımla dinlenebiliyorsa, bu yetki yarın herkese uygulanabilir. Anayasa Mahkemesi ve AİHM tam olarak bu riske dikkat çekiyor.
Sinan ÖZÇAYLAK : Son olarak, bir hukuk adamı olarak, aynı zamanda siyasi yönünüzle hükümete ne çağrı yaparsınız?
Av. Ebubekir ELMALI : Hukuk devleti refleksiyle hareket edilmesini.
Vergi kaçakçılığı ile mücadele edilir; ama özgürlükler pahasına değil.
CMK 135’in dışına çıkan her düzenleme, Anayasa Mahkemesi’nden ve AİHM’den döner.
Ama mesele iptal değil; o süreçte zedelenen güvenin ve özgürlüklerin geri gelmemesidir.

